Yerinden Edilmenin Eşiğinde Direniş: Bustan Mahallesi’nin Hedef Alınması ve Silvan’ın Demografik Yapısıyla Oynanması

Mescid-i Aksa’nın güney surunun yaklaşık 300 metre ötesinde, Silvan beldesinin kalbinde yer alan Bustan Mahallesi, işgal altındaki Kudüs’te yürütülen en ağır Yahudileştirme politikalarının tanıklarından biri olarak ayakta durmaktadır. Son aylarda mahalle, Kudüs’teki en yoğun hedef alınan bölgelerden biri hâline gelmiştir. Ancak mahalleye yönelik saldırılar, Silvan’a karşı yürütülen daha geniş kapsamlı planın yalnızca bir parçasını oluşturmaktadır. Toplam 12 mahalleden oluşan ve yaklaşık 60 bin Filistinli Kudüslünün yaşadığı Silvan’da, İsrail işgal makamları bu mahallelerin altısını zorla tahliye etmeyi ve demografik yapısını değiştirmeyi hedeflemektedir. Bustan Mahallesi de bu hedef alınan bölgelerden biridir. Bununla birlikte, Mescid-i Aksa’ya yakın konumu nedeniyle mahalleye yönelik Siyonist yerleşimci politikaları daha farklı ve daha derin boyutlar kazanmaktadır. Zira el-Bustan, Batn el-Hava, Vadi Hilve, Vadi er-Rababe ve Silvan’ın merkez mahalleleri arasında coğrafi bir bağlantı noktası oluşturmaktadır. Bu makalede, Bustan Mahallesi’ne yönelik saldırılar, son dönemde yaşanan başlıca gelişmeler ve işgal makamlarının bu uygulamaları meşrulaştırmak için kullandığı hukuki gerekçeler ele alınacaktır.
Mescid-i Aksa’nın güney surunun yaklaşık 300 metre ötesinde, Silvan beldesinin kalbinde yer alan Bustan Mahallesi, işgal altındaki Kudüs’te yürütülen en ağır Yahudileştirme politikalarının tanıklarından biri olarak ayakta durmaktadır. Son aylarda mahalle, Kudüs’teki en yoğun hedef alınan bölgelerden biri hâline gelmiştir. Ancak mahalleye yönelik saldırılar, Silvan’a karşı yürütülen daha geniş kapsamlı planın yalnızca bir parçasını oluşturmaktadır. Toplam 12 mahalleden oluşan ve yaklaşık 60 bin Filistinli Kudüslünün yaşadığı Silvan’da, İsrail işgal makamları bu mahallelerin altısını zorla tahliye etmeyi ve demografik yapısını değiştirmeyi hedeflemektedir. Bustan Mahallesi de bu hedef alınan bölgelerden biridir. Bununla birlikte, Mescid-i Aksa’ya yakın konumu nedeniyle mahalleye yönelik Siyonist yerleşimci politikaları daha farklı ve daha derin boyutlar kazanmaktadır. Zira el-Bustan, Batn el-Hava, Vadi Hilve, Vadi er-Rababe ve Silvan’ın merkez mahalleleri arasında coğrafi bir bağlantı noktası oluşturmaktadır. Bu makalede, Bustan Mahallesi’ne yönelik saldırılar, son dönemde yaşanan başlıca gelişmeler ve işgal makamlarının bu uygulamaları meşrulaştırmak için kullandığı hukuki gerekçeler ele alınacaktır.
Hedef Almanın Boyutu: Yıkımdan Araziye El Koymaya
Son haftalarda Bustan Mahallesi’ndeki Filistinlilere ait mülklere yönelik sistematik saldırılar belirgin şekilde tırmanmıştır. Filistinli kaynaklara göre İsrail işgal makamları, mahallede bulunan toplam 120 evden 54’ünü yıkmış, böylece ayakta kalan ev sayısı yaklaşık 66’ya düşmüştür.
Veriler, işgal makamlarının Gazze Şeridi’nde yürütülen soykırım savaşı sırasında oluşan uluslararası gündemden yararlanarak mahalleyi hedef alan planlarını hızlandırdığını göstermektedir. Ekim 2023’te başlayan savaşın ardından yıkılan evlerin sayısı 37’ye ulaşmış ve bu rakam, bugüne kadar yıkılan evlerin yarısından fazlasını oluşturmaktadır. Bu durum, dünya kamuoyunun savaşla meşgul olmasından faydalanılarak yerleşim planlarının ilerletildiğine işaret etmektedir.
Yıkımların etkisi yalnızca konutlarla sınırlı kalmamış, nüfusu da doğrudan etkilemiştir. Kudüslü insan hakları aktivisti Fahri Ebu Diyab’a göre mahallede yaşayanların sayısı 1.500’den yaklaşık 1.420’ye düşmüş, yani yaklaşık 80 Filistinli evlerini terk etmek zorunda kalmıştır.
Tırmanan uygulamalar yalnızca evleri değil, arazileri de hedef almıştır. 2026 yılının başında işgal belediyesi, mahalledeki bazı arazi sahiplerine yaklaşık 6 dönüm 900 metrekarelik alanın kamulaştırılacağına ilişkin tebligatlar göndermiş; gerekçe olarak ise park düzenlemesi ve otopark yapımı gösterilmiştir. Belediye bu arazileri boş olarak nitelendirse de gerçekte bunlar, daha önce Filistinlilere ait evlerin bulunduğu ve işgal güçleri tarafından yıkılan alanlardır. Bu durum, Filistinlilerin uğradığı kayıpları daha da artırırken, evlerin yıkılmasının ardından arazilerin de hedef alınmasının önünü açmaktadır.
İşgal belediyesi bu kullanımın beş yıl süreyle geçici olacağını öne sürmektedir. Ancak mahalle sakinleri, bu ifadenin kalıcı arazi gasbını meşrulaştırmak amacıyla kullanılan hukuki bir kılıf olduğunun farkındadır. Özellikle mahallenin tamamını hedef alan açık bir yerleşim projesi göz önüne alındığında, bu geçicilik iddiasına güven duyulmamaktadır.
Yıkım ve araziye el koyma uygulamalarının yanı sıra, işgal makamları bölge üzerindeki medya denetimini de sıkılaştırmaktadır. Gazetecilerin ve belge toplama merkezlerinin çalışmalarını engelleyerek, mahallede ve sakinlerine karşı işlenen ihlallerin boyutunun kamuoyuna yansımasını önlemeye çalışmaktadır.
Kaminitz Yasası: Yıkımların Hukuki Dayanağı
Bu yoğun Siyonist yerleşimci saldırıları karşısında, İsrail işgal makamlarının dayandığı hukuki çerçevenin de incelenmesi önem taşımaktadır. Bustan Mahallesi’ndeki yıkım kampanyalarının önemli bir bölümü, Ekim 2017’de İsrail Knesset’i tarafından kabul edilen Kaminitz Yasasına dayanmaktadır. Yasa, görünürde ruhsatsız yapılaşmayla mücadele amacıyla çıkarılmış olsa da, fiili hedefi Filistinlilerin kentsel gelişimini ve yapılaşmasını engellemek olmuştur. Bu yasa uyarınca ruhsatsız yapılaşmaya ilişkin para cezaları altı kat artırılmış, işgal belediyesine bağlı yapı denetim görevlilerine mahkemeye başvurmaya gerek kalmaksızın yüz binlerce şekele ulaşan idari para cezaları kesme yetkisi verilmiştir. Aynı zamanda mahkemelerin yıkım kararlarının uygulanmasını erteleme yetkisi de kaldırılmıştır. Daha da önemlisi, yasa geriye dönük olarak uygulanmaktadır. Buna göre, yasa yürürlüğe girmeden önce inşa edilmiş eski evlerin sahiplerine dahi bu yasa kapsamında yıkım tebligatları gönderilmiştir. Bu durum, ev sahiplerinin yıkımları erteleyebilecek veya durdurabilecek etkili bir hukuki yola fiilen sahip olmadıkları anlamına gelmektedir.
Kral Davud’un Bahçesi Efsanesi ve Davud Bahçesi Gerekçesi
Vadi Hilve Mahallesi’nde, yerleşimci Elad Derneği tarafından oluşturulan ve Davud Şehri olarak tanıtılan projeye benzer şekilde, işgal makamları da Bustan Mahallesi’ni aşamalı olarak ele geçirerek burada yeni yerleşim projeleri hayata geçirmeyi amaçlamaktadır. Bu doğrultuda, mahalledeki arazilerin geçmişte Kral Davud’un bahçesi olduğu iddia edilmekte ve bölgenin coğrafyasına Tevrat merkezli tarih anlatısı yerleştirilmeye çalışılmaktadır. Dikkat çekici olan ise, işgal belediyesinin bu mahallede mülkiyet ihtilafına ya da geçmişten kalan bir yerleşim varlığına dayanan herhangi bir hukuki gerekçeye sahip olmamasıdır. Bu nedenle, dini anlatılar Filistinlilerin zorla yerinden edilmesini meşrulaştırmak amacıyla kullanılan başlıca gerekçelerden biri hâline gelmiştir.
Filistinli kaynaklara göre işgal makamları, Vadi Hilve’de bulunan mevcut ulusal park alanını Bustan Mahallesi’ni de kapsayacak şekilde genişletmeyi planlamaktadır. Proje kapsamında ayrıca bölgeyi ziyaret eden yerleşimcilere ve çevredeki yerleşim noktalarında yaşayanlara hizmet verecek otoparkların inşa edilmesi hedeflenmektedir.
Mescid-i Aksa ve Eski Şehir’i Kuşatmayı Hedefleyen Daha Geniş Bir Planın Parçası
Bustan Mahallesi’nde yaşananlar, Mescid-i Aksa’nın kuzey, doğu ve güney çevresini hedef alan daha kapsamlı bir stratejik plandan bağımsız değildir. Zira 1948 Nekbesi’nin ardından Aksa’nın batı kesimi üzerinde kontrolün sağlanmasının ardından, işgal politikaları mabedin diğer yönlerini de kuşatma hedefi doğrultusunda sürdürülmektedir.
Silvan’ın yanı sıra benzer planlar Şeyh Cerrah Mahallesi, Vadi el-Cevz ve Zeytin Dağı bölgesinde de uygulanmaktadır. Bu çerçevede Eski Şehir’in dört bir yandan kuşatılması amaçlanmaktadır. Birbiriyle bağlantılı bu coğrafi tablo, özellikle Bustan’ın hedef alınmasının, Mescid-i Aksa’ya en yakın Filistin mahallelerini baskı altına alma ve Aksa çevresindeki Filistinli nüfus yoğunluğunu azaltma girişiminin bir parçası olduğunu göstermektedir.
Varoluşsal Bir Tehdit Karşısında Direniş
Sahadan gelen raporlara göre işgal makamlarının, otopark yapılacağı gerekçesiyle arazilere el koyup daha sonra bu alanları yerleşim projelerine dönüştürmesi, daha önce Kudüs’ün diğer mahallelerinde de görülen yerleşimci politikaların geçici bir aşamasından ibarettir. Bu nedenle söz konusu uygulamalar, kalıcı bir demografik dönüşüm ve yer değiştirme stratejisinin parçası olarak değerlendirilmektedir.
Bu varoluşsal tehdit karşısında mahalle sakinleri, yerleşim politikaları konusunda çalışan uzmanlar ile Kudüs içinde ve dışında faaliyet gösteren Filistinli kurumlar, hukuki, medya ve sahadaki çalışmaları bir araya getiren acil ve koordineli bir hareket çağrısında bulunmaktadır. Amaç, mahalle halkına yıkım ve zorla yerinden edilme politikalarına karşı somut destek sağlamaktır.
Sonuç olarak, yüzölçümü 70 dönümü dahi bulmayan Bustan Mahallesi, Kudüs’te yaşanan mücadelenin küçük ölçekteki bir yansımasını oluşturmaktadır. Burada coğrafya ile demografi, dini anlatılar ile hukuki gerekçeler iç içe geçmekte; Mescid-i Aksa çevresindeki Filistin varlığını azaltmayı, bölgede Yahudi yerleşimini güçlendirmeyi ve İslami varlığı sona erdirmeyi hedeflediği belirtilen daha geniş kapsamlı bir projenin parçası olarak sunulmaktadır.
Tüm bu baskılara rağmen, Silvan sakinlerinin sürdürdüğü direniş, yıkım ve hedef alma politikalarının giderek yaygınlaşmasına karşın, bu mahalleleri yerleşim projelerine karşı ayakta tutan en önemli unsur olmaya devam etmektedir. Ancak mahalle halkı, bu direnişin somut ve sürekli destek olmaksızın uzun süre devam ettirilemeyeceğini vurgulamaktadır.
